Sayfalar

6 Şubat 2013 Çarşamba

Bol Keyifli Bir tatil...Hüzünlü Bir Ayrılık...Veee Uzun Bir Post..

**Her ayrılık hüzünlüdür elbet, ama kavuşmaya da ümittir aynı zamanda. Merhaba dostlar, bol etkinlikli, keyifli bir tatili geride bırakarak döndük evimize. Eymen pek dönmek istemedi aslında. Yolculuk sabahı kalkmak istemedi. Niye gidiyoruz? Biraz daha kalsak olmaz mı? gibi sorularla oyalamaya çalıştı beni. İznimizin bittiğini ve dönmemiz gerektiğini söyleyerek yola çıktık. Biraz yol aldıktan sonra uyudu Eymen. Zaten arabada uyumaya bayılır.:) Uyadığında birden yolda olduğumuzu görünce bir hüzünlendi anlatamam. Sesi çıkmadı bir süre. Arkamı dönüp baktığımda yüzünden süzülen yaşları gördüm. Onu öle görünce benimkiler de aktı hemen tabii. Durduk yere ağlamak âdeti değildir Eymen'in. Hemen arabayı sağa çekti babamız ve inip biraz hava aldık hepimiz. Neden ağladığını sordum ama söylemedi. Biz farkındaydık oysa. Gitmek zorunda olduğumuz için üzülmüştü oğluşum. Çok içlidir. Pek hissettirmez ama öyledir. Üzerine fazla gitmedik biz de. İstediği zaman anlatsın dedik. Akşamüztü evimize geldik. Hemen oyuncaklarıyla oynamaya koyuldu tatlım. Sonra bir ara yanıma gelip:- Anne ben arabada neden ağladım söyleyim mi? dedi. Neden ağladın oğlum? dediğimde ise aldığım cevap oldukça hüzünlüydü. - Anneannem ve dedemden ayrıldığım için üzüldüm. Ben onları çok özlüyorum dedi. Eymen'im. Yine gideceğiz, hem onlar da bize gelecek diyerek teselli etmeye çalıştık. Elimizden gelen buydu sadece. Gelelim Eymen'imin kuzenleriyle geçirdiği keyifli günlere. Büyüdükçe daha iyi anlaşıyor ve iyi vakit geçiriyorlar. Burada tiyatroya pek gitme imkânımız olmadığı için tatili fırsat bilip, daha gitmeden biletlerimizi aldık seçtiğimiz oyunlara. İlk önce Müjdat Gezen sanat Merkezinde "Külkedisi" oyununu izledi kuzenler. Çıkışta oyuncularla sohbet edip, fotoğraf çektirdiler. Bize de anlatmayı unutmadılar tabii. Külkedisinin prensiyle benim prensimmmmm.
İkinci oyunumuz Ankara Devlet Tiyatrosunun bir oyunu olan ve yıllardır tıklım tıklım izlenen, bir türlü yer bulamadığım bir oyun olan "Keloğlan Keleşoğlan" adlı oyundu. 5 yıl önce okuldaki iki öğretmen arkadaşımla birlikte öğrencilerimizi götürmüştük bu oyuna. Hepimiz çok beğenmiştik. Kafalarına taktıkları maskları, kostüm ve dekorları ile muhteşem bir oyundu bana göre. Eymen büyümeye başlayınca mutlaka götürmeliyim diye takip ediyordum ne zamandır. Kısmet bu tatile oldu. Yine kuzenleriyle birlikte izlediği oyundan keyifle çıktı ve anlata anlata bitiremedi Eymen.
Eee hep çocukları eğlendirecek değiliz ya. Bir bilet de kendimiz için aldım. Eşimle birlikte Semih Sergen'in yazıp yönettiği "Bir Hilâl Uğruna" adlı oyuna gittik. Mehmet Akif'in hayatını ve İstiklâl Marşı'nı yazma sürecini anlatan oyun çok güzeldi. Oldukça büyük bir emekle hazırlanmıştı. Semih Sergen de mükemmel sesiyle eşlik ediyordu oyuna. İlk perde, Akif'in gençlik yıllarından başlayarak hayatını konu aldığı için sahne dekoru sürekli değişiyordu. Slayt gösterisi ve ara müziklerle kararan sahnede dekorun değişmesi oyunun süresini biraz uzatmıştı. Görsel olarak da güzel olmasına güzeldi ancak her 2-3 cümleden sonra dekor değiştiği için seyircilerin bir ısmı sıkıldı. Arkamızdaki sırada oturan izleyicilerden tepkiler gelmeye başladı. Ben uzun süredir tiyatroya gidememiş olmanın verdiği hevesle soluksuz izledim diyebilirim. Ancak 2. perdede İstiklâl Marşı'nın yazılma süreci anlatılıyordu bu nedenle sahne çok değişmedi ve daha akıcı bir oyun sergilendi. Oyun bittiğinde dakikalarca ayakta alkışlandı. Gerçekten buna değecek bir oyundu. Ankaralılara gitmelerini tavsiye ederim.
Bir alışveriş merkezinde Ülker Smartt çocuk şenliği vardı. "Ülker Smartt'la büyüyor, doğayı büyütüyorum" etkinliği idi. Görür görmez katıldı bizim kuzenler. Çocuklar için hem eğlendirici hem öğretici tarzda hazırlanmış harika bir etkinlikti. İlk önce etkinlik alanına giren her çocuğa minik bir saksı içine çiçek şeklinde tohum kartı yerleştirip veriyorlar.
Çocuklar kuyudan çektikleri kovayla ilk Can Suyunu veriyorlar tohumlarına...
Işık da alması gerek tabii. Bunun için geçtiler bisikletlerin başına, kendi ışıklarını üretmeye.
Daha sonra saksılarındaki tuhumu yetiştirmek için eve getirdiler. Bunun dışında resim boyama, yüz boyama, fotoğraf çektirme etkinliklerine katıldılar minikler. Çektirdikleri fotoğraflar basılıp, çerçevelenip ellerin everildi çocukların. Oldukça keyifli bir gündü.:)
Bir de Türkiye'nin en uzun tünelli akvaryumu olan Aqua Vega'yı gezdik oğluşumla. Eymen balıkları çok sever. Çok beğenmiş, gördüğü büyük balıkları anlattı durdu bana. Fotoğraf çekimi yasak olduğu için fotomuz yok.:) Ama anısı kaldı bize yadigâr... Bunların dışında da bol keyifli, gezmeli, alışverişli, ziyaretli bir tatil oldu ve ayrılması zor geldi bize. Sağlıkla nice güzel tatiller geçirmek ümidiyle... Sevgiler dostlar...

25 Ocak 2013 Cuma

Karnelerimiz...:))

Günün Özeti: Önce benim kuzularımın karnesini dağıtmak için oğluşumla birlikte okuluma gittik. Büyük bir heyecanla karnelerini verdik yumurcakların. Daha sonra da tatlı oğlumun karnesini almak için onun okuluna geldik. Karnemizi alıp, arkadaşlarımızla vedalaşıp evimize geldik... İşte benim kuzularımın pekiyi dolu karneleri:)
Bu da Eymen'imin güzel karnesi... Bu güzel karneyi hazırlamak için büyük emek veren öğretmenimiz Nesibe GÜVEN' e ve Birsen Teyzemize teşekkür ediyoruz. Çok güzel olmuş karnemiz.:))

21 Ocak 2013 Pazartesi

Çizgilerdeki giz...

Bir çizgide neler neler gizlidir. Bazen mutlukluk, bazen hüzün, bazen dilek... Bakmak yetmiyor, görmek de gerek bazı şeyleri. Okulda mümkün olduğunca dikkatli bakıyor ve görmeye çalışıyorum öğrencilerimin yaptığı resimleri. Çünkü olası bir durumun ilk habercisi oluyor bu çizgiler. Eymen'im de bu yıl resim yapmaya başladı. Geçen seneki boyama çalışmalarından sonra bu sene ilk defa oğlumun resim yaptığını görmek beni çok mutlu ediyor. Ve gelişimindeki hız da oldukça şaşırtıcı. 3-4 yaş aralığında çoğunlukla boyama yapıyordu oğluşum. Bu yaz yuvarlak bir kafa çizerek başladı işe. Sonra göz, ağız, burun ve kulak çizdi. Zaman geçtikçe bunlara saç, kol, bacak vb. uzuvlar eklendi. İlk yaptığı resimlerde hep babası ve beni çiziyordu. Bugünlerde ise konulu resimler yapıyor oğluşum. Çizdiği çocukların yanına ağaç, ev, bulut ve meyveler çizmeye başladı. Bazen de arkadaşlarını ve henüz piyasada bile olmayan kardeşini çiziyor kuzucuğum. ( Bu sıralar okuldaki favori konumuz "KARDEŞ" olduğundan :)) Bir de renkler var tabi. En çok tereddüte düştüğüm konuydu bu. Çünkü öğrendiğim kadarıyla Çocuk resimlerindeki koyu renkler bir karamsarlığı ve problemi yansıtıyordu. Eymen'im de siyah ve kahverengi den başka bir renk kullanmadı uzun bir süre. Sıkıntı mı var dersem, yok. Öğretmeniyle konuşuyorum, problem yok. Ancak çok seviyordu koyu renkleri. Zamanla değişir derken, bu sefer de biraz abartmış olacak ki tüm renkleri aynı anda kullanmaya başladı. "Anne ben karışık renkli yapıcam." diyor şimdilerde.:) Sayıları da öğrenmeye başladığından her resmine bir sayı ve Eymen'in "E" sini ekliyor. İmza niyetine...:)) İşte Eymen'imin resimlerinden bazıları:)
Bunlar da Eymen'imin define haritaları. Kaşif Dora izleye izleye bu hale geldik.:)

20 Ocak 2013 Pazar

Eymen'imle Kış Maceralarımız

Yazmaya vakit bulamıyorum şu sıralar dostlar. Biraz hastalandık ailecek ama geçti çok şükür. Şimdi iyiyiz. Bu arada neler yaptık biz Eymen'le bakın:)
Eymen'e bir oyun çadırı aldık.
Köydeki öğrencilerimi ziyaret ettik.
Karın Keyfini Çıkardık:
Evde etkinlikler yaptık.
Oğluşum ve arkadaşlarıyla kütüphaneye gittik.
En kısa zamanda görüşmek dileğiyle. Sevgiler...