Sayfalar

31 Aralık 2010 Cuma

Herkese Mutlu Yıllar


2010 yılına veda ederken, aslında Kosova'ya da veda ediyoruz biz. Kosova'daki 3. ve son yeni yıl gecemiz olacak bugün. (Tatlı meleğim burada doğmasa da henüz 2 aylık bile değildi geldiğinde. Burada büyüdü ve Kosova'lı oldu oğluşum.)

Türkiye'min, Kosova'nın ve Tüm Dünya insanlarının yeni yılını kutluyoruz. Tüm Dünyada, iyiliklerle ve güzelliklerle dolu bir sene olması dileklerimizle...Herkese MUTLU YILLAR...

30 Aralık 2010 Perşembe

Birlikte Oynuyoruz

Merhabalar. Oğlum birkaç haftadır hasta olduğundan pek dışarı çıkmıyoruz. Malum havalar da çok soğuk. Tam çocuk iyileşti diyoruz ki yeniden burun akıntısı, öksürük ikilisi takılıyor peşimize.:)Bu nedenle gündüzleri evde vakit geçiriyoruz. Bazen de arkadaşlarımızla evde toplanıyoruz. Çocuklar bir araya gelsin,oynasın diye.(Zaten Eymen arkadaşlarını gördüğünde çıldırıyor resmen. Çok seviniyor.) Akşamları da babamız geldikten sonra ancak araba ile dışarı çıkabiliyoruz. Tabi soğuk olduğundan kapalı mekanlarda gezebiliyoruz ancak. Kosova'da kapalı mekanlarda da çocuklar için aktivite alanları oldukça fazla var fakat kışın çok fazla mikrobik olduğundan yaklaşık 2 aydır oyun parklarına da girmiyoruz Eymen'le.Buna rağmen hasta oluyor.:( Akşamları evde olduğumuz zamanlarda da bizimle birlikte oynamaktan çok hoşlanıyor oğluşum. HAtta bizi oyununa katmak için elinden geleni yapıyor. Son yaptığı muzurluk da; televizyon izlediğimizde sürekli gidip tvyi kapatmak ve nihayet televizyonumuzu bozmak oldu. Bu en çok Eymen'e yarıyor tabi. 1 haftadır televizyonumuz olmadığından daha çok vakit geçiriyoruz birlikte.
Eymen'in yaş aralığı değiştikçe oyun ilgileri de değişiyor. 2,5 yaşında sayılır meleğim. Artık daha iyi konuşabiliyor ve daha rahat hareket ediyor. Erkek çocuğunun enerjisi de daha fazla olduğundan evde oyna oyna bitiremiyor enerjiyi vallahi.(Maaşallah tabi) Sürekli onu eğlendirecek ve ona yeni şeyler öğretecek etkinlikler üretiyoruz evde ailecek. Hepimiz çok eğleniyoruz gerçekten.
Eymen'imin son zamanlarda en zevk aldığı etkinlikler;

Tabiki su ile oynamak. Suyun akışanlığını ve kaptan kaba geçişini keşfediyor oğluşum.



Babasıyla, çok sevdiği Caillou baskılı topuyla oynamak,



Hayvan kartlarıyla eşini bulma oyunu oynamak,



Jenga ile oynamak,





Jenganın tahtalarıyla kule ve tren rayı yapmak.





19 Aralık 2010 Pazar

Eymen'imin Özgün Besteleri

Zaman ne çabuk geçiyor deriz sürekli. İnsan yakınındayken, çok farkedemiyor geçen zamanla birlikte gelen değişimleri. Ancak anılarımızda kalanları düşündükçe ve (görselleştirebildiysek eğer) bunlara bakarak daha net anlıyoruz değişimin boyutunu. Bundan 5 ay önce yaz tatilindeyken,araba ile hareket etiiğimiz bir zamanda koltuğunda oturmaktan sıkılmış olan oğlumun, sıkıntıdan yaptığı ilk bestesini videoya almıştım. O günden sonra da oğluşumun müziğe karşı farklı bir ilgisi olduğunu keşfettik.( Bloggerda bir sorun olduğundan videoyu yayınlayamamıştım. Bugüne kısmetmiş.) Dün akşam da yine oğlumu, yeni bestesini söylerken yakaladım ve videoya almaya çalıştım. Beni görünce dikkati dağıldı tabi. Çünkü fotoğraf çekmeyi de çok seviyor Eymen. Fotoğraf makinesini gördü mü poz vermek yerine kendisi çekmek istiyor. Çok yakında yeni bestesini tamamlayacağına eminim. Bestemiz tamamlanınca oğlumun çektiği muhteşem pozlarla birlikte yayınlarız inşallah. Buyrun siz de izleyin bakalım dostlarım. :)

video


video

14 Aralık 2010 Salı

Hoşgeldin Kış :)






Yeni yılın yaklaşmasıyla kış da yüzünü gösterdi Kosova'da. Artık kar yağsın diye dört gözle bekliyorduk. Çünkü biz ailecek kış mevsimini ve karı çok seviyoruz. Kar yağmadan kışın geldiğini anlamıyoruz desek yeridir. Eymen de gördüğünde bayağı şaşırıyor ama dokunmadan anlayamıyor tabi. Bu sene biraz daha farkında etraftaki beyaz örtünün ne olduğunun.
Öğlenleyin lapa lapa kar yağıyordu. Oğluşumla biraz hava alalım dedik, dışarı çıktık ve kısa bir yürüyüş yaptık. Kar yağdığı için hava yumuşaktı. Yine de üstümüzü sıkıca giyindik. Eymen'im biraz hasta olduğu için kar oynamadık daha. Eldiveni de yoktu üstelik. Temiz havada sokağımızda yürüdük. Bahçemizde biraz kara dokunduk ve evimize döndük. Oğluşum iyileşince Caillou gibi biz de bahçemizde kocaman bir kardan adam yapacağız inşallah. Yaptığımızda fotolarını yayınlarız yine. Görüşmek üzere. Tekrar Hoşgeldin Kış...:)

19 Ekim 2010 Salı

Çocukların Sevgilisi Caillou:Kayyu



Çocuklar fotoğraf makinesi gibidir. Ne görürlerse onu hemen alır, hafızalarına yerleştirirler ve istedikleri zaman çıkarıp gösterirler bize. Biz de "aaaa bunu da nereden öğrenmiş" deriz çoğu zaman. Bir de model alırlar sık sık. Bu kişiler önce anne - babaları, sonra öğretmenleri ve sevdikleri çizgi karakterler olur genellikle.
Benim tatlı oğluşum da bu aralar Sevimli Keltoş Çocuk Kayyu'yu izliyor. O ne yaparsa taklit etmeye çalışıyor. Benim de işime geliyor tabi bu durum. Mesela; Yemek yemediği zaman ona "Hadi anneciğim, Kayyu da yemeğini yedi diyorum." Eymen de hemen yemeğini yiyor. Tabi bunu yaparken de ebeveynler olarak çok dikkatli olmalıyız. Asla çocuklarımızı başka biriyle kıyaslamamalıyız.
Eymen'in hoşuna gideceği düşüncesiyle yüz boyama kalemleri almıştım. Ancak Eymen yüzünü boyamak istediğimde buna izin vermemişti. Onun yerine kalemlerle masayı çizmeyi tercih etti. Yüzüne bir iki çizik attığımda da acayip bir şekilde ağladı ve korktu. Ben de henüz hazır değildir diyerek kaldırdım boya kalemlerini. Bugün Kayyu'nun bir çizgi filmini izliyordu oğluşum. Orada babası, Kayyu'nun yüzünü, kedisi Gilbert gibi boyadı. Eymen bunu görünce dili döndüğünce "Anne!! İste, iste" diyerek yüzünü boyamak istediğini anlattı bana. Ben de boyaları getirdim ve oğlumla birbirimizin yüzünü boyadık bir güzel. Benim yaptıramadığımı Kayyu 5 dakikada yaptırmıştı Eymen'e.
Bakın benim meleğim nasıl tatlı bir kedi oldu.:)



1 Ekim 2010 Cuma

Eymen'imin Sevimli Arkadaşı: Patates Kafa :)

Eymen'im parçalı oyuncakları ve takmalı-çıkarmalı etkinlikleri çok seviyor. Ona daha çok bu özellikte oyuncaklar almaya çalışıyoruz. Harfli, rakamlı puzzlelar, vidaları sökülebilen arabalar ve matkap, tornavida takımı en sevdiği oyuncakları Eymen'in. Patates Kafa da çocukların üretkenliğini ortaya çıkarmalarına yönelik güzel bir oyuncak. Değişik parçaları var. İstediği parçayı uygun bölümlere takarak farklı tipler oluşturuyoruz oğlumla beraber. Bazen çok komik tipler çıkıyor ortaya. Zaten 1 yaşından sonra vücudunun bölümlerini öğrenmişti Eymen. Bu oyuncak üzerinde uygulama imkanı buldu. ( Ağzını, burnunu, kulağını uygun yere takma vb.) Biz Patates Kafayı çok sevdik ve onunla oynarken çok eğleniyoruz. Umarız siz de beğenirsiniz... İşte oğlumla oluşturduğumuz Patates Kafalarımız...






25 Eylül 2010 Cumartesi

Mostar'da Bayram Gezmesi :)

Merhabalar,Ramazan Bayramı'nda arkadaşlarımızla Bosna & Hersek'e gittik. Daha doğrusu orası buluşma noktamızdı. İlk önce Sarayeva'ya gittik. Orada konakladıktan sonra ertesi sabah Mostar'a doğru yola çıktık. Her yer yemyeşildi. Mostar köprüsü ve Buna nehri harikaydı. Sonraki gün ise Sarayeva'daki TÜNEL müzesini gezdik.Gerçekten tarihi ve görselliğiyle oldukça etkileyici bir şehir burası. Herkesin görmesi gereken bir yer.
Oğluşum Eymen bu gezide çok rahattı. İlk gezimiz gibi yormadı bizi. Eeee büyüdü tabi. Bir de addaya gidince değmeyin oğlumun keyfine...











22 Ağustos 2010 Pazar

İyi ki doğdun Meleğim...


Uzun ama çok kısa, Yorucu ama bir o kadar da zevkli iki yılımızı geride bıraktık çok şükür. Oğluşum, Benim tatlı kuzum, Eymen'im bugün 2 yaşını bitirdi. Nice senelere oğlum... Seni çok seviyoruz...Allah hepimizin yavrusuna hayırlı ömürler nasip etsin...Sevgiyle...

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Eymen'le Tatil Maceralarımız

Merhabalar, Biraz ayrı kaldık bloğumuzla. Küçük bir tatil ve ardından eski düzene alışma derken epey vakit geçti. Elimiz bir türlü değmedi ki yazalım tatil anılarımızı. Ancak fırsat bulduk. Affola... Bu tatil Eymen'i gerçekten çok etkiledi. Belki büyüdüğünde bunları hatırlayamayacak ama şuanki gelişimine önemli katkılar sağladığını söyleyebilirim. Konuşması,algısı, tepkileri daha da gelişti. Gördüğü her yeni yerde bir önceki gördükleriyle benzer ve farklı olan şeyleri keşfetmeye başladı. Artık oğlum büyüdüğünde bloğumuzu ve fotoğraflarını göstererek hatırlamasına yardımcı olacağız. Tabi biraz zorlukları da oldu yolculuğumuzun. Araba koltuğundan sıkılıp kalkmak istemesi en büyük sıkıntımızdı yol boyunca. Bir de sıcak hava. Gerçekten onun için zorlu bir yolculuktu. Ama Allah'a şükür sağ salim, hastalanmadan atlattık turumuzu. Tatlı oğluşumun su sevgisi nedeniyle fırsat bu fırsat denizle tanıştırmak istedik. Tatil planımızı ve hazırlıklarımızı tamamlayarak yola çıktık. İlk durağımız Karadağ(Montenegro) oldu. Ulçin ve Budva'da deniz tatili yaptık birkaç gün. Budva'nın denizi inanılmaz güzeldi. Eymen ilk defa görmesine rağmen çekinmedi denize girmekten. Ama yine de en çok kıyıdaki taşlarla oynamayı tercih etti İkinci durak: Hırvatistan_Dubrovnik Üçüncü durak: Hırvatistan_Plitviçka Gölü Öyle muhteşem bir yerdi ki, gerçekten görülmeye değer bir doğa harikası. Sadece durgun bir göl değil, aynı zamanda şelalelerin olduğu ve çağıl çağıl akan sulardan yüzünüze serpen su damlacıklarının serinliğini hissedebileceğiniz bir yer Plitviçka Gölü... Gölde gezmek için farklı turlar düzenleniyor. En kısası 2,5 saat sürüyormuş. Biz çocuklu olduğumuz için F turunu yani tekne turunu tercih ettik. Ama sandık ki bize tüm gölü tekneyle gezdirecek. Yok anacım yok. Tekne bizi sadece bir bölgeden bir bölgeye götürdü. Gezilecek alan o kadar büyüktü ki, sadece yarım saat yemek molası dışında durmaksızın turumuz tam 5 saat sürdü. Büyüklüğünü siz düşünün artık. Gölde bebek arabasıyla gezmek mümkün değil.Çünkü hem kalabalıktı, hem de yürümek için gölün üzerinde kurdukları tahta yol buna müsait değildi. Eymen'in arabasını bir köşeye bıraktık mecburen. Yola babasının kucağında devam etti kerata. Tekneyle gezerken de Eymen balıklara ve ördeklere bisküvi attı. Biküviye gelen balıkları izlemek çok hoşuna gitti. Dördüncü durak: Avusturya_Viyana Viyana'da Schönbruun sarayının bahçesindeki hayvanat bahçesini çok beğendi oğlum. İçinde binbir çeşit hayvan vardı. Eymen en çok su aygırlarını sevdi. Onlara "hav,hav" deyip durdu.( Yavrum benim. Köpekleri çok sevdiği için tüm hayvanlara hav hav diye sesleniyor. )Öyle bir bağırıyordu ki, su aygırı bir ara Eymen'e ters ters bakıp suyun içine daldı ve hışımla baloncuklar çıkarmaya başladı. Çok komikti gerçekten. Prater Lunaparkı da görülmeye değer yerlerdendi. Çocuklara göre çok fazla oyuncak yoktu ama büyükler için muhteşem bir eğlence merkeziydi. Biz tabi Eymen'i bırakamadığımız için sadece izlemekle yetindik. Beşinci durak: Macaristan_Budapeşte Şehri Buda ve Peşte olarak ikiye ayıran Tuna nehrinin güzelliği insanı gerçekten etkiliyor. Budapeşte Kalesinden Tuna manzarası ise bir harikaydı... Altıncı durak: Sırbistan_Belgrad Belgrad Kalesi'nden şehir farklı bir güzellikteydi. Yine Tuna nehrinin ışıltısı her yanı kaplıyordu. Eymen askeri müzedeki tankları görünce çok heyecanlandı. (Büyük araçlara çok ilgisi var da bu aralar.) Oğlum ilk müzesini de Belgrad'da gezdi. Türk mimarisiyle yapılan ve Türk motifleriyle döşenmiş bu ev bir prensese aitmiş. Yedinci ve son durak: Kosova_Priştina_Evim Evim Güzel Evim... Eymen 12 gün sonra yatağını ve oyuncaklarını öyle özlemiş ki. Eve gelir gelmez arabasına bindi ve bütün oyuncaklarını, sanki hepsiyle aynı anda oynayacakmış gibi, salona dağıttı. Tabi sabah toplaması bana kaldı yine :) Yorucu olmasına rağmen güzel bir tatil oldu hepimiz için. Bize bu güzelliği yaşatan ve sınırsız sponsorluğuyla destek olan eşime( Oğluşum da babasına) teşekkürü borç biliriz...